Paris İklim Anlaşması’na 2021 yılında Türkiye’nin taraf olmasıyla başlayan süreçte, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda ilk Kanun Taslağı oluşturulmuştur. 20 Maddelik ilk Kanun Teklifi 2025 yılında TBMM’ye sunulmuştur. TBMM Çevre Komisyonu tarafından kabul edilen Kanun Taslağı, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmeye başlanmış, bu süreçte kamuoyu ve sivil toplum kuruluşlarından gelen itirazlar sebebiyle teklif, Çevre Komisyonu’nda yeniden görüşülmek üzere geri çekilmiştir.
Kanun Teklifinin ilk maddesinde Kanun’un amacı; ‘’ yeşil büyüme vizyonu ve net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda iklim değişikliği ile mücadele etmektir.’’ şeklinde açıklanmıştır. Bu doğrultuda kanun kapsamı yine ilk maddede ’’iklim değişikliği ile mücadelede esas olan sera gazı emisyonlarının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum faaliyetleri ile planlama ve uygulama araçlarını, gelirleri, izin ve denetimi ve bunlara ilişkin yasal ve kurumsal çerçevenin usul ve esaslarını kapsar.’’ şeklinde açıklanmıştır.
Sera gazı emisyonlarına bir üst sınır belirlenmesi ilkesine dayalı olarak çalışan ve tahsisatların alınıp satılması suretiyle sera gazı emisyonu azaltımını teşvik eden ulusal ve uluslararası piyasa temelli mekanizma Kanun’da Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) olarak açıklanmıştır. ETS kapsamına giren işletmelere sera gazı emisyon hakkı tahsisatı yapılarak karbon fiyatlandırma yapılacaktır. Bu sistem içerisinde 10.000.000 TL’ye varan cezalar Kanun Taslağında açıkça belirtilmiştir.
Sera gazı emisyon oranı yüksek olan sanayi sektörleri, ETS’ye geçiş sürecinde öncelikli sektörlerdir. Süs bitkileri sektörü öncelikli sektör olmamakla birlikte Tarım Sektörü altında yer alması sebebiyle, Tarım sektörü için atılacak her adımda süs bitkileri sektörü de etkilenecektir.
ETS sistemine girişin süs bitkileri sektörünü etkileyebileceği muhtemel durumlar, seralarda kullanılan fosil yakıtlar, sulama sistemlerinde kullanılan enerjinin yenilenebilir enerji olmadığı durumlar, azotlu gübre kullanımı vb. durumlardır. Üretim aşamasında karbon salınımının azaltılmasına yönelik getirilecek kısıtlar sektörümüzü doğrudan ve dolaylı olarak etkileyecektir. Kanun Taslağı hazırlanırken temel alınan Avrupa Birliği mevzuatının uygulandığı ülkelerde, sektörümüz özelinde bazı tedbirler alınmaya başlanmıştır.
Özellikle sürdürülebilirlik sertifikalarının zorunlu olması, biyolojik mücadele yöntemlerinin zorunlu hale gelmesi, üretimde su tüketim limitleri, yenilenebilir enerji yatırımlarının kurulması zorunlulukları ve ETS sistemi kapsamında karbon vergisi alınması hususları bazı ülkelerde uygulamada olan örneklerdir.
Fırsatlar açısından değerlendirildiğinde, süs bitkileri sektörü karbon emisyon oranlarının azaltılması konusunda stratejik bir sektördür. Karbon emisyon oranları yüksek olan sektörlerin, hem ETS sistemi içerisindeki tahsisatlarını belirlemek hem de salınımı yapılan sera gazı oranlarına göre belirlenecek ödemekle yükümlü olacakları karbon vergilerini düşürmek için bir yöntem olan bitkilendirme çalışmaları sektörümüz için bir pazar oluşturacaktır.
Burada üzerinde durulması gereken konu, üreticiler Emisyon Ticaret Sistemi’ne dahil olduğunda, ödenecek vergiler, yeni oluşturulacak altyapı maliyetleri gibi giderlerin yanında diğer sektörlerin bitki alımlarından oluşan pazar büyüklüğünün, sektördeki fayda- zarar dengesi gözetilerek değerlendirilmesidir.

