Assign modules on offcanvas module position to make them visible in the sidebar.

turkish  english

Türkiye geçtiğimiz yıl yangın felaketleriyle kaybettiği hektar hektar zeytinliği yerine koymaya çabalarken, 1 Mart’ta çıkarılan Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelikle Zeytinlikler bu kez de madencilik faaliyetleri için yok olma tehdidiyle karşı karşıya. Madencilik faaliyetleri için kurulacak tesislerin zeytinlik alanına denk gelmesi durumunda, zeytinliklerin taşınarak veya yok edilerek geçici maden işletmelerinin araziye kurulmasına, madencilik faaliyeti sonrası alanın yeniden zeytinliğe çevrilmesi şartıyla izin verilebileceği bu yönetmelikle yürürlüğe girmiş oldu.

Zeytin Anadolu’nun kadim bekçisidir. Zeytinlikler bir kez maden sahası olarak kullanıldığında sonradan rehabilite edilmesi, iyileştirilmesi yönetmelikte yazdığı gibi kolay değildir. Doğal bir alanı bozulduğunda aynı sayıda başka bir yere ağaç dikerek eski ekosistem yaratılamaz.

Zeytinin gen kaynağı bu topraklardır. Teknik olarak mümkün olmamakla birlikte gen kaynaklarımızın yurt dışına gitmesinin en küçük ihtimaline karşılık yaşlı zeytin ağaçlarının ihracatı bile yasaktır.

Zeytinlik alanların madencilik faaliyetleri için kullanılması amacıyla çok sayıda izin alınmış, mevcut uygulamaların iptali için yüzlerce dava açılmış, halk zeytin ağaçlarını korumak için elinden gelen gayreti göstermektedir. Bunun en güzel örneği şuan gündemde olan Akbelen Ormanlarında halkın yaptığı savunmadır.

Tüm bunlar devam ederken, Zeytincilik Yasasına aykırı bir yönetmelik gündemin yoğunluğundan faydalanarak sessiz sedasız yayınlandı.

Zeytinliklerin madencilik faaliyetine açılmasını öngören düzenlemeler Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne defalarca getirilmiş ve tüm siyasi partiler tarafından reddedilmiştir. Bu yönetmelikle milletin iradesi ve hiyerarşi de yok sayılmıştır.

Kamu yararı dikkate alınarak karar verileceğine dikkat çekilse de, kurulacak maden işletmelerinin sağlayacağı yarar, üretimi uzun yıllar, çokça emek gerektiren zeytinlerin yararıyla karşılaştırılamaz bile. İklim kriziyle karşı karşıya olduğumuz bu günlerde doğayı böylesi katleden bir değişiklik kabul edilemez.

Her biri en az birkaç asırlık hatta çok daha uzun ömre sahip bu değerlerimizin göz göre göre yok edilmesini, ‘’rehabilite edilmesi’’ veya ‘’iyileştirilmesi’’ şartıyla hafife alan, geçiştiren anlayışın tarımdan ne kadar anladığı da düşündürücüdür. Yüzlerce yaştaki bu ağaçları nasıl telafi edeceklerini, yerine tekrar nasıl koyacaklarını nasıl açıklayacaklar? Buna kimin ömrü yetecek? Açıklayacak biri varsa açıklasın ki biz de öğrenelim…

Bu katliamın yargıdan döneceğine inanıyoruz. Bu konuda üstümüze düşeni yapmaya hazırız.

                                                                               SÜS BİTKİLERİ ÜRETİCİLERİ ALT BİRLİĞİ